Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Son yıllarda depresyon, kaygı bozukluğu ve tükenmişlik hissi yaşayan bireylerin sayısındaki artış dikkat çekerken, uzmanlar bu tablonun oluşmasında sosyal medya kullanımının da önemli bir etken olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle günün büyük bölümünü dijital platformlarda geçiren bireylerin, farkında olmadan yoğun bir bilgi akışına ve sürekli karşılaştırma döngüsüne maruz kaldığı belirtiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arke Psikoloji Kurucusu, Psikolog Sevda Ayyıldız, sosyal medyanın doğru kullanıldığında faydalı bir araç olduğunu ancak kontrolsüz kullanımın ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti.
SÜREKLİ KARŞILAŞTIRMA YETERSİZLİK HİSSİNİ ARTIRABİLİYOR
Sosyal medyada çoğunlukla insanların hayatlarının en mutlu ve en başarılı anlarını paylaştığını belirten Ayyıldız, bu içeriklerin zamanla gerçeklik algısını değiştirebildiğini söyledi.
“İnsanlar farkında olmadan kendi yaşamlarını başkalarının seçilmiş ve filtrelenmiş anlarıyla kıyaslıyor. Bu durum zamanla ‘Ben neden böyle değilim?’, ‘Neden yeterince başarılı ya da mutlu hissedemiyorum?’ gibi düşünceleri beraberinde getirebiliyor. Sürekli yapılan bu karşılaştırmalar, öz güven kaybı ve değersizlik hissini artırabiliyor.”
OLUMSUZ HABER AKIŞI KAYGIYI BESLİYOR
Gün içerisinde peş peşe görülen olumsuz haberlerin de psikolojik yük oluşturduğunu ifade eden Ayyıldız, özellikle savaşlar, afetler, şiddet olayları ve ekonomik gelişmeler gibi konuların aralıksız takip edilmesinin zihinsel yorgunluğa neden olabileceğini belirtti.
“Elbette gündemi takip etmek önemli. Ancak günün her saatinde olumsuz içeriklere maruz kalmak, kişinin kendini sürekli tehdit altında hissetmesine neden olabilir. Bu durum zamanla kaygı düzeyini artırabilir, uyku düzenini bozabilir ve kişinin günlük yaşamındaki motivasyonunu olumsuz etkileyebilir.”
HER MUTSUZLUK DEPRESYON DEĞİLDİR
Son dönemlerde sosyal medyada depresyon kavramının sık kullanılmasının yanlış anlaşılmalara yol açabildiğini söyleyen Ayyıldız, her isteksizlik ya da moral bozukluğunun depresyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Zaman zaman herkes kendini üzgün, yorgun veya isteksiz hissedebilir. Ancak bu duygular uzun süre devam ediyor, günlük yaşamı, iş performansını, sosyal ilişkileri ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme önem kazanır.”
DİJİTAL DENGE KURMAK MÜMKÜN
Ruh sağlığını korumak için sosyal medya kullanımında denge kurulmasının önemine dikkat çeken Ayyıldız, gün içerisinde telefondan uzak kalınan zaman dilimleri oluşturmanın, doğada vakit geçirmenin, yüz yüze iletişimi artırmanın ve hobilere zaman ayırmanın psikolojik iyi oluşu desteklediğini ifade etti.
“Günün belirli saatlerinde sosyal medyadan uzaklaşmak, bildirimleri sınırlandırmak ve dijital dünyayla gerçek yaşam arasında sağlıklı bir denge kurmak ruh sağlığını korumaya yardımcı olabilir.”
UZMAN DESTEĞİ ALMAKTAN ÇEKİNMEYİN
Psikolog Sevda Ayyıldız, kişinin uzun süredir devam eden mutsuzluk, kaygı, isteksizlik, uyku sorunları veya yaşamdan keyif alamama gibi belirtiler yaşaması halinde bunları göz ardı etmemesi gerektiğini belirterek, erken dönemde alınacak profesyonel desteğin hem sürecin yönetilmesini kolaylaştıracağını hem de yaşam kalitesini artıracağını söyledi.